Kanser Ve Asidite
Asit mi kanser yapıyor? Kanser mi asit yapıyor? Bizim bu kanser fizyolojisinde çok konuştuğumuz mevzulardan bir tanesi. Warburg şunu keşfediyor aslında. Kanser hücresi kendi etrafına bir zırh oluşturmak için onu kurtaracak veya onu öldürecek veya onu adam etmeye çalışmak için gelen donanma hücrelerinin ölmesine sebebiyet verecek bir asidik zırh oluşturuyor etrafında. Ve biz o yüzden kanser hücresine çok da ulaşamıyoruz. Donanma hücresi ona çok ulaşamıyor, dokunamıyor. Yani şunu şöyle düşün. Bir insanın bir ihtiyacı vardır. O ihtiyacını başlangıç seviyesi de asgari düzeyde karşıladığın zaman çok da arsız hırsız bir şeye dönüşmez. Ama sen artık uzun süre onu aç bıraktığında, oksijensiz bıraktığında, besinsiz bıraktığında, haddinden fazla yükü sırtına yüklediğinde bu bir arsızlaşmaya ve ilkel bir hücreye dönüyor. Bunun mekanizmasını mitokondride de anlatıyorum. Çoğunlukla her kanser fizyolojisini anlattığımda da bu metaforu uyguluyorum. Yani toplum sosyolojisi ile insan fizyolojisi birbirine benzer. Hücrenin temel ihtiyaçlarını karşılamadığında, haddinden fazla üzerine yük bindirdiğinde bir ilkelleşiyor, bir saçmalıyor. Bir etrafında gereksiz bir toksik bir zırh oluşuyor ve sen ona artık ulaşamaz hale geliyorsun. Biz bu kanserleri hani gidiyoruz bir kitle buluyoruz oradan bir parça alıyoruz o parçayı sonra mikroskop altında bakıyoruz ya o raporlarda, patoloji raporlarında şöyle şeyler görürsünüz. Orta derece diferensiye. Az diferensiye çok diferansiyele. Diferensiye şu demek. Kendi özünden sapmışlığını anlatır. Yani bir hücre kendi özünden ne kadar sapıyorsa o kadar bambaşka bir şey gibi davranmaya başlıyor. Yani o kadar bakteri hücresi gibi davranıyor. O kadar ilkel davranıyor. Ve biz bu ilkel davranışlardan korkuyoruz. O nedenle hastalara diyorum ki tamam kanser olmamak için veya az diferansiye, orta diferansiye durumlarda kanser hücresinin mikro çevresini yani sosyal ortamını yani ihtiyaçlarını karşılayacak hamlelerde bulunmak belki işi çöze dururken artık çok fazla ilkelleşmiş, durumu kotaramayacağımız bir anarşizm boyutuna gelmiş, terörizm boyutuna gelmiş bir yerde oturup da demokratik şeylerden, ihtiyaçlardan bahsedemez hale gelirsiniz. Çünkü orada hücre yana yakıla etrafı yakıp yıkıyordur. Orada onu kemoterapiyle yok etmekten başka çareniz yoktur. Bu ayarı en iyi bilen onkologlardır. O nedenle asidik mi beslenelim, antiinflamatuar mı beslenelim? İşte şu bitkiyi mi kullanalımdan önce bu hücre ne kadar artık sınırlarını aşmış ve saldırgan? Biz bunu ne kadar kemoterapiksiz yönetebiliriz? Onkologlarınızın size önermiş olduğu kemoterapi tedavilerini sorgulamak sonuna kadar hakkınızdır. Alternatif yollar aramak sonuna kadar hakkınızdır. Ama beslenmeyle bu işi çözme boyutuna geldiğinizde elinizin tersiyle kemoterapik ajanları itemezsiniz. Ama gel gör ki bu ajanları kullanırken ve veya ajanları kullanıp remisyona yani kemoterapiyi kontrol ettiğiniz döneme, sıfırladığınız döneme geldiğinizde hangi beslenmeyi kullanırsam ben bu sistemin tekrardan oluşmasının önüne geçerim düşünmekte sonuna kadar haklısınız. Ve burada da gerçekten beslenme muazzam derecede önemli. Mevzuyu aside getiriyorum. Meslenmeye sonra diğer videoda devam edeceğim. Bu asit mevzusu şu. Evrende bir hidrojen molekülü var. Bu hidrojen molekülün biraz karakter özelliğinden bahsetmek istiyorum. Kendisi tek atomlu kimyada böyle üzerinde artı işareti. H üzerine artı işareti. konur. Bu arkadaş tamamlanmamış bir arkadaş. Yani bunun bir elektronu var. Elektrona bir tane elektron geziyor. Şeyini arıyor. Eee, diğer elektronunu arıyor. Yani diğer elektronu gelse o saldırganlığı bitecek. Yani evrende her şey bir tamamlanmamış haldeyken saldırgan bir yapıda oluyor ve hep kendisini sakinleştirecek o diğer elektron parçasını arıyor ki bir sakinleşsin diye. İşte asididenin hikayesi de buradan geliyor. Yani bir ortamda ne kadar çok tamamlanmamış hidrojen atomu varsa o kadar kriz var, sıkıntı var, saldırganlık var. Oraya buraya sal olup ortalığı karıştırıyor ve yıkıcı bir etki gösteriyor. Evren bir şekilde onun yıkıcı etkisinden faydalanarak bunu kendine çıkar haline getirip enerji enerjiden de yaşam üretmeyi bulmuş. Ama bu hidrojenin tamamlanmamışlığı bizim başımıza bela. Tamamlayın arkadaşlar bu hidrojeni. Bu hidrojeni tamamlayın. Nasıl tamamlayacaksınız? Asidik ortamlarda hücreyi bulundurmamanın yöntemi gerçekten asidik bir hayat yaşanmamak. Belki de tamamla ama insan tamamlanamaz. Bir dakika dur. Hidrojenin şeyinden. Şimdi bu mevzunun temel biyokimyasal alanı. Aşırı derecede asidik ortamlarda hüc hücresel yıkıcılık olmaya başlıyor. Bu hücresel yıkıcılık da demin başlangıçta anlattığım gibi hasarlanmış, özünü kaybetmiş hücrelere dönüyoruz. Genelde son zamanlarda tartışılan şey hasta kanser olduktan sonra, hasta o duruma geldikten sonra ya biz acaba asiditeye karşı bazik nasıl hamleler yapabiliriz gibi tartışmalar ve hastaya baz tedavileri uygulayalım gibi daha henüz tam protokollere yansımamış birtım boşluklu alanlar var. Boşluklu tedaviler var. Burada hala halihazırda hala kanser hücresini bugün günümüz dünyasında 2026'dan sesleniyorum size. Hala en et tedavi yöntemi kemoterapikler. Ama bu kemoterapiklerin kendileri de ortada asitide yarattıkları için biz bu hastalara sağdan, soldan, önden, arkadan yaratmış olduğumuz asiditeyi temizlemek için bazik neler yaparız diye konuşuyoruz. Bütüncül tıpçılar, fonksiyonel tıpçılar, rejeneratif tedaviciler, bu konuda ustalar eğer bir onkologla beraber çalışıyorlarsa hele süper bir ekipler ve hastalarına gerçekten faydalılar. Şimdi gelelim biz bu asidik ortamı engellemek için ne yapalım? Arkadaşlar iki tane durumu ayrı ayrı masaya koymak zorundayız. Bir tanesi ben Bu hücrem sağlıklı veya hafiften hafiften ayarı bozulmaya başlamış. Asiditeyi nasıl önlerim meselesi. Bir diğer kısmı da artık işten geçmiş ortalığa saldıran hücreler aşaması. Burada yapacaklarımızla burada yapacaklarımız aynı şey değil. Ben burada artık aziteyi düşünmem. Kafayı yemiş hücreleri bir an önce yok edip bedenin bütünlüğünü sağlayıp kalan sağları koruma çabasına girerim. Kemoterapi aralarında hastaya iki kemoterapi verdiğimiz zamanlarda bedeni kemoterapiye hazırlamak ve sağlam hücrelerin de o savaşla mücadele etmesini desteklemek için orada bazik tedaviler koyarım. Ben burada çok önemli bir şeyden bahsettim aslında. Kanser hastalarının çok işine yarayacak bir şey. Durumu her defasında bir kanser videosunu yani bir kanser videosu hazırlıyorsak eğer biz durumu ayrı ayrı masalara yatırmak zorundayız. Bir tanesi tazecik körpecik bir hücrenin kanser olmaması için ne yapalım? İkincisi halihazırda biraz biraz bozulmuş. Eğer ufak tefek hamleler yaparsan iyi tarafa gider. Birazcık da ortalığı karıştırırsan kötü tarafa gidecek. Orta diferansiyel veya bizim metaplazi dediğimiz, displazi dediğimiz daha henüz kanser leşmemiş hücreye müdahale yöntemleri. Bir de artık olan olmuş arsızın dibi ne yapsan zaten sen ona şek ne verirsen ver mevcut sistemini daha da agrave edip daha da saldırgan davranacak bir hücre hali var. Bu hücre halinde zaten sen bedene ne kadar malzeme gönderirsen gönder kaliteli de olsa sen doğru şeyler de yapıyor olsan bu kitle artık burada arsızlaşmış çalacak çırpacak sen sağladığın malzemeyle kalacaksın ortada bu ayrımı çok doğru yapmak gerekiyor. O nedenle hastalara diyorum ki öyle hemen onkoloğunuzu bırakıp alternatif yollar aramaya kalkışmayın. Alternatif yoldaki arkadaşlarının çok büyük bir kısmı buradaki yapılabileceklerden bahsediyor. Ama hastalarımız mevzuyu şöyle algılıyor. Burada ben bir çözüm bulamadım. Burada çözüm yoksa buraya gideyim gibi algılıyor. Kanserin asitle güçlü bir bağ olduğunu bu videoda altını çizdik. Asit dediğimizin hidrojen atomları ile alakalı olduğunu, mümkün oldukça yaşam şeklimizi bu arsız tamamlanmamış ortalığı karıştıran ilkel moleküle emzik vermekle geçirmek zorunda kaldığımızı da anladık. Bunun için dışarıdan sürekli bazik malzemeler tüketmemiz gerekiyor. Şimdi burada şöyle bir şey anlaşılmasın. Yani limon da asidik. O O zaman biz limon da mı yemeyeceğiz? Besinin asiditesinden daha önemli bir şey var. Besin içeriye girdikten sonra ne kadar asidite yaratıyor? Bak burası da çok önemli. Bu sefer limon da olağan şüpheli haline gelir. Olmaz öyle şey. Bizim çok fazla asidik gıdamız var dışarıda. Şiddetle ona ihtiyacımız olan. Burada asiditenin temel mekanizması rafine, gıda ve şeker. Bak karbonhidrat da demiyorum. Rafine, gıda ve glikoz diyorum. Yani o benim diğer videolarda anlattığım hani glikozu nakit paraya benzetiyordum ya. Birçok prosesten geçmiş. Bizim sindirim imizden kopmuş, kendisi halihazırda sindirilmiş hazır gıdadan bahsediyorum. En asidik gıdalar bunlardır. Şimdi asiditeyi tetikleyen bir gıda daha var. Çok korkuyorum bundan bahsetmekten. Çünkü bu gıdayı da asidite yaratıyor diye kesmeniz doğru değil. Ama asidik bir gıda olduğunu şöyle bilmenizi isterim. Hayvansal gıdalar da çok asidiktir. Ama hayvansal gıdalar bir o kadar da çok kıymetlidir. Özellikle büyüme çağında ve özellikle spor yapan kişilerde, bedensel hareketi yoğun olan kişilerde vazgeçemeyeceğimiz besin gıdasıdır. Hayvansal gıdalar. Bugün ben birçok hastamdan eti, süt, süt ürünleri asiditesi yüksek olduğu için çıkartmak zorunda kalıyorum. Bakın bütün gıdaların şeker olsun, yağ olsun, karbonhidrat olsun, alkol olsun karbon hidrojen oksijen atomundan oluşmuştur. Ama et dediğimiz şeyin içerisinde nitrojen dediğimiz bir molekül var. Bu DNA'nın yapısı ve şifreli moleküller için içeride olmazsa olmaz. Ama senin o şifreli moleküle, şifreli gıdaya ne kadar ihtiyacın var kısmı çok önemli. Çünkü bir de nitrojenik yük dediğimiz bir kavram var. İçeride çok fazla yoruyor karaciğerle böbreği haddinden fazla yükte asidite oluşturur vücutta. O nedenle belli grup hastalardan süt süt ürünlerini ve eti asidik yük oluşturduğu için kesmek zorunda kalıyoruz. Buradan hemen evet hayvansal gıdalar ve et asidik bir yük oluşturuyormuş. Kanserin mekanizmasında da asit varmış. O zaman ben bırakıyorum bu süt süt ürünlerini eti diyemezsiniz. Böyle bir reçete çıkartamazsınız. Bulunmuş olduğunuz durum çok daha önemli. Sen genç spor yapan biri misin? Sen genç sınava hazırlanan bütün gün masada oturan biri misin? Sen genç kronik inflamat hastalıkla uğraşan biri misin? Sen genç kemoterapiyle ilgilenen biri misin? Sen yaşlı, çok sağlıklı yürüyüş yapan bir adam mısın? Ya sen hangi aşamadasın? Hangi biyokimyasal evredesin ve durumdasına göre asidite yönetimi değişir? Sen kemoterapi almış, kemoterapiden yanıt görmüş, nüksüz bir vaka mısın? Sen kemoterapi almana rağmen hala azar azar tümör yükü olan bir vaka mısın? Buna göre beslenme modeli içerisindeki asidiydi, karbonhidratıydı, etiydi, vitamin mineraliydi kullandığım bitkilerdi de değişir. Buradan çıkartacağınız sonuç bir diyet listesi olmasın. Buradan çıkartacağınız sonuç onkoloğum olsun. Onkoloğum tedavimi planlanırken beni düzenli takip eden bir beslenme uzmanım olsun. Bir de bu asidite mevzularını tanıyan bilen, vücuttaki asit yükünü fizik muayenesiyle ve elindeki tahlilleriyle ölçebilme kapasitesine sahip bir fonksiyonel tıpçım, bir bütüncül tıpçım olsun. Şimdi gençler bu anlattığım şeyden sonra ya arkadaş biz demek ki kanserde ne kadar yanlış şeyler yapıyormuşuz. Kanser dediğin şey de böyle mi yönetilirmiş? Vay vay benim başıma gelenler ruh in kapılmayın. Çünkü evrende sistem böyle işler. Bir şey yaparız, problemlerle karşılaşırız. O problemin içerisinde çalışan kişiler de ya arkadaşlar biz bu konularda böyle problemler yaşıyoruz. Olması gerekenler böyledir diye çıkar, anlatır, aynalama yapar, projeksiyon yapar. Sonra halk farkındalığa ulaşır. Halk farkındalığa ulaşıp talep ettiğinde sistem değişir. Vay başımıza da bunlar geldi. Şunun yüzündenmiş demiyoruz. Sistemi kavruyoruz, dinliyoruz, anlıyoruz, talep ediyoruz. Talep ettiğimiz şey için de mücadele veriyoruz. Ondan sonra bir bakıyoruz ki a toplumsal evrim, a tıp gelişiyor. A toplum gelişiyor, medenileşiyor oluyor. O yüzden kimseye kızmadan, öfkelenmeden, vay bana da böyle yaptılar, şöyle yaptılar demeden mevzuyu idrak edip buna uygun taleplerde bulunmanızı talep ediyorum. Evet, bu bir kanser serisi videosuydu. Kanserle asidite arasındaki bağı anlatmaya çalıştım. Dönem dönem bu videolara işte diyetisyenler, tıp öğrencileri, biyokimyacılar, kimyayı sevenler denk geliyor. Warburg etkisini ve asiditeyi anlatabilirim. Eğer istiyorsanız aşağıya bu konularla ilgili yorumlar yaparsınız. Ayrıntılı veya katıl üyelerine özel çok herkesin ilgisini için çekmeyecek ama benim anlatmaktan keyif aldığım mevzuları tıp öğrencilerine ve kimya öğrencilerine anlatabilirim. Bunun dışında kanser hastalarım ve kanser yakın olan izleyicilerimiz için de ilk videoma bir gidin. Bu serinin nasıl ilerleyeceğini anlatıyorum ve sonra beslenme, mitokondri ve genlerle ilgili konuşmaya devam edeceğiz.